Türk Futbolunda GÖZTEPE Modeli

Yaklaşık beş altı yıl önceydi. Göztepemiz’de de başkanlık yapmış bir abimiz Türkiye’deki futbol yapısı ve işleyişi hakkında bizlerle tecrübelerini paylaşıyordu. Kısaca yaptığı tanımlama şu şekildeydi.

“Futbol her geçen gün masrafları büyüyen bir ekonomidir. Türkiye’de masraflar dünyaya ile paralel olarak büyüse de gelirler dünyayla paralel bir büyüme göstermiyor. Özellikle alt ligler futbol endüstrisi açısından içler acısı. Böyle olunca alt liglerde yaşama devam etmenin yolu bir yerlere sırtını dayamaktan geçiyor. Belediyelere, küçük ölçekli işadamlarına, esnafa, semte bir yere sırtını dayayan kulüpler yaşamını devam ettirebiliyor. Ancak bu kulüpler kesinlikle başarı istememeliler.

Eğer başarı istiyorlarsa işin rengi değişir. Başarılı olmanın da iki yolu var, futbolun reklam büyüsüne kapılan tek atımlık kurşunu bulunan çılgın başkanlar ya da geleceğin satılması. Bunlarda devamlılığı olan yollar değil hatta kulübü yok edecek riskte yollar çünkü eğer çılgın bir başkan bulursanız kısa sürede sıkılabilir, verdiği paraları borç yazıp kulübü oyun alanına çevirebilir ve vazgeçtiğinde kulübünüz yok olabilir. Yok eğer geleceği satıp şampiyonluğun getireceği gelirlere güvenip başarılı olmayı hedefliyorsanız şampiyon olamadığınızda milyonlarca lira borç ile baş başa kalır bitersiniz, şampiyon olduğunuz da da gelirler borçlara gideceğinden ve yeni ligde şampiyonluğa oynamayacağınız için gelecek satamadığınızdan geldiğiniz yere geri dönersiniz iki sezon mutlu olduğunuz ile kalırsınız.”

Siz katılır mısınız bilmem ama bana çizdiği yapı oldukça doğru gelmişti. Gerçekten de Türkiye’deki futbol aynı düzlemde gidiyordu. Göztepe gibi devamlı başarı ve mücadele isteyen bir kitleniz varsa çeşitli maceralara atılmanız gerekiyor, yok kimsenin olmadığı yalnız camialardansanız maçı idare edip orta sırlarda devam edip gidiyorsunuz. O günden bu güne bir kısım şeyler değişti, gelirler nispeten arttı (iddia, tv yayını, TFF desteği vb) ancak giderler gene gelirlere oranla daha fazla arttı. Bu nedenle aynı döngüsel durum devam ediyor.

Örneğin bu sezona bakar isek, Geçen senenin bank asya şampiyonları buca ve konya tek sezonluk mutluluklarının sonuna geldiler, gittiklerinden çok daha kötü bir durumda geriye dönüyorlar, 2.lig şampiyonları Güngören ve Akhisar son haftaya girildiğinde hala düşme potasındalar düşmemeleri ilahlara bağlı. Arkasındaki sermaye gücünü iyi kullanan Karabük ve adeta kendi mucizesini yaratan Tavşanlı bu sezonu çok iyi geçirdiler, ancak önümüzdeki sezonları gene belirsiz.

Bu uzun girizgahtan sonra konuyu artık Göztepemiz’e getirelim. Göztepemiz uzun yıllar yukarıda bahsettiğimiz modelleri sıra sıra denedi, çılgın başkanlar, geleceği satma, şirketlere dayanma vb. sonunda hepsinde gerek sportif olarak gerekse de kurumsal olarak kötü sonlandı.

Ama bugüne geldiğimizde sadece 2. Lig şampiyonu olan bir takımın başkanı yöneticileri hedef olarak ne önümüzde seneki bank asya ligini ne de seneye oynamayı planladıkları süper ligi değil avrupayı gösteriyorlar ve Türkiye’deki hiçbir spor otoritesi de bu adamlar uçuyor diyemiyor. Olabilir diye temkinli yaklaşıyor.  Pekiyi çekememezliğin ihtirasın ve kuyu kazmanın had safhada olduğu insanların gözünü 4 büyük yalanının boyadığı bir futbol aleminde nasıl oluyor da işte bu sizin mevcut düzeninizin alternatifi olarak ben geleceğim diyen bir kulübe savaş açılmayıp temkinli yaklaşılıyor.

Altınbaş grubu yönetime geldiğinde en büyük eleştiri ve çekince futbolu özellikle de Türkiye’deki futbolu bilmemeleri idi. İlk tabloya bakıldığında en zayıf yanları olan bu durum, geride kalan dört – beş yılda belki de en güçlü yanları oldu. Belki de futbolun içinden gelen bir grup olsalardı belki de Türk futbolunda sistem bu deyip kendi yoğurt yemelerini ortaya koymasalardı. Yeni Asır dönemine benzer bir yapılanma ile yola devam edecektik.

Ancak biz futbolu bilmiyoruz demektense futbol bizi bilmiyor diyerek işe başladılar. Tek hataları sportif yapıdaki değişimi hemen yapabileceklerini düşünmeleri idi. Ancak orada da hatadan çabuk dönüp Sn. Ali Gültiken’le kendi kurumsal yapılarına entegre ayrı bir sportif yapı kurarak gene kendi modellerini yarattılar.

Benim bu yazıdaki amacım üstünde uzun uzun konuşulan sportif başarıdansa karşıdan bakıldığında herkesin temkinli konuşmasına neden olan gözle görülmeyen kurumsal yapımız.

İş dünyamızın son yirmi yıldaki en popüler konusu Kurumsallaşma, bu konudaki en tuttuğum ilke Kurumsallaşmanın bir amaç değil araç olarak görülmesi ilkesidir. Gerçekten de bugün her kobiye gittiğimizde kurumsallaştıklarını iddia etmekte ancak bu kurumsallaşma bir takım kırtasiye masraflarından ileriye gidememektedir. Çünkü yola çıktıkları nokta kurumsallaşma amacıdır. Ancak bizim amacımız şirketimizi dünya şirketleri arasına sokarak, şeffaf ve başarılı bir şirket yaratacağız bunu yaratırken de en birinci aracımız yapımızı kurumsallaştırmak diye yola çıkanlar başarılı olmaktadır.

Altınbaş grubu da hedef olarak bir dünya kulübü yaratma amacı ile yola çıktı. Çok sık duyuyorsunuz Sn.İmam Altınbaş çıktığı tüm programlarda Türkiye’de olmayan ve Türkiye’ye örnek olacak bir yapı kuracaklarını gün geldiğinde Futbol yönetiminde Göztepe modeli diye bir kavram oluşacağını söylüyor yapılan çalışmalar da bunu destekliyor.

Göztepe’mizin kurumsal yapısının değişimi ve dönüşümünü Altınbaş grubunun görev aldığı ilk günden bu güne incelediğimizde iki farklı dönem ile karşılaşıyoruz. Birinci dönem kulübün içinde bulunduğu karışık kaos ortamından çıkartılması tabir yerindeyse eksi değerden sıfıra taşınması ikinci dönemde sıfırdan yukarıya doğru artı değer yaratılması. Ve bu iki dönemde de bazı yapı taşları değişmemekle beraber iki ekip karşımıza çıkıyor.

Birinci dönem kuşkusuz Sn. İmam Altınbaş, Sn. Hasan Yalçın başta olmak üzere Altınbaş Holding üst düzey yöneticilerinin önderliğinde Sn. İsmail Hakkı Gül koordinasyonunda çalışan ekibin gerçekleştirdiği birinci dönem, ikinci dönemde gene Altınbaş Holding üst düzey yöneticilerinin önderliğinde bu sefer Sn. Serdar Samur koordinasyonunda çalışan ikinci ekibin gerçekleştirdiği dönem. Hatta bu dönemi de Gültiken öncesi ve Gültiken sonrası olarak iki aşamaya paylaştırabiliriz.

Bu iki dönemde kulübümüzün kadrolarında köklü değişiklikler oldu büyük emek vererek ayrılan veya hiç emek vermeden gönderilen insanlar oldu. Anmadan geçemeyeceğim Kulübümüzün ilk iş geliştirme direktörü Serbülent Şengün, sportif anlamda sıkıntılar yaşasa da anlayış olarak fark yaratan Sn. Barış Güçlü, büyük emekler vererek külümüzden ayrıldılar.

Her iki dönem de de karşımıza çıkan ve alanlarında her dönem başarı sağlayan da iki isim var.  Sn. Doğan Mutlu ve Sn. Gürol Güncan. Sn. Doğan Mutlu kısa sürede Futbol sektörü gibi paranın en kritik konu olduğu bir sektörde isim yapan bir mali işler yöneticisi olarak yoluna kararlılıkla devam ediyor. Sn. Gürol Güncan’da klasik bir Türk Futbolu insanı olmak ile beraber bu kendisine farklı kurumsal yapıya sağladığı uyum ile öne çıkıyor.

Dönemlere kısa kısa bakar isek;
Bu tarz işlerde en önemli iki sorun dönüşümü yapabilmek ve dönüşümü yapılan sistemi yeni düzende işletebilmektir. Bu iki sorunda kulübümüzde aşılmış taşlar yerine oturmuştur. Sn. İsmail Hakkı Gülü dönüşümü yapmasından Sn. Serdar Samur’u da yeni düzeni işletir hale getirmesinden dolayı canı gönülden kutluyorum.

Hatırlarsınız çok değil 4 yıl önceki durum şu şekildeydi. Halı sahalarımız bir grup tarafından işletiliyordu, kulüp binamizda bulunan tesisler başka iki grup tarafından çorbacı ve restoran olarak işletiliyordu. Kulüp binamızın yıkım kararı bulunuyordu. Gürsel Aksel tesislerinde kerhen oturuyor hiçbir kanuni hakkımız bulunmuyordu. Kulübümüze kayıtlı oyuncu sayısı komikti. Demir başımız bulunmuyordu. Güzelyalı esnafından, seyahat acentelerinde, otellerden motellere herkesin elinde koçan koçan kulüp çekimiz bulunuyordu. Kulüp binamıza giremiyorduk. Kulüp telefonlarımız kesik olduğundan kulübümüz ile işi olanlar bize ulaşıyordu. Binlerce lira elektirik su borcu bulunyordu. Kulüp ile ilgili bir şeyler yapmaya çalışanlar, küfür ve tehdit telefonları alıyor, aileleri ile tehdit ediliyordu. Tribünde yönetim aleyhine bağıranlara saldırılıyor, burnu kırılıyordu.

İşte ilk ekibin kritik işi kulübü içinde bulunduğu bu yapıdan düzlüğe çıkarmaktı. Ve kademe kademe müthiş bir başarı sağladılar. Kavga dövüş olmadan çok toz kaldırmadan ince ince temizlik yapıldı. Tesislerimizin kullanım hakkı alındı, tüm işletmeleri kulübümüzün işletmesi sağlandı. Kulübümüzle alakasız ticari işletmeler sportif işletmelere dönüştürüldü. Birinci dönemin sonunda her şeyin kontrol altına girdiği bir yapıya ulaşıldı.

İkinci ekibin işi burada başladı bu ekibin işi de temiz ve kontrollü bir yapıyı daha ileriye götürmekti. Mağazalar açıldı, ekip içerisinde yapılanma değiştirildi. Direktörlükler, müdürlükler yapılandırıldı. Herkesin iş planlaması yapıldı. Çalışma yapıları prosedürler oluşturuldu. Tesislerin işletmesi yapılandırıldı. Kalite belgesi alındı ve ilk bir yılında belge kontrollerinde maksimum başarı sağlandı.

Bu güne gelindiğinde 3 şirket, bir dernek, biri hareketli 4 mağaza, 100 e yakın idari personel, güvenlik, temizlik ve seyahat alt taşeronları, ticari ilişkide bulunulan onlarca tedarikçi ile adeta bir Göztepe Holding oluşturuldu. Türkiye’de tüm ligler dahil hiçbir takımda bulunmayan idari ve mali yapılanma sağlandı.

Sportif açıdan 4 yılda 3 lig çıkıp amatörden bank asyaya gelen Göztepe, Kurumsal yapı açısından onlarca lig çıkarak amatörden, premier lig seviyesine geldi. İlk günden beri Sn. İmam Altınbaş tarafından ortaya konulan Göztepe Modeli yavaş yavaş vücuda geldi.

Gözle görülmeyen, manşetlere yansımayan bu büyük başarıyı sağlayan yönetim kurulu üyelerimiz Sn. Sn. İmam Altınbaş’a, Sn. Hasan Yalçın’a, Sn. Kaan Korkmaz’a, Sn. Emre Alkine, Sn. Serdar Samura, Sn.İsmail Hakkı Gül’e idari kadrolarda canla başla çalışan, Sn. Doğan Mutlu’ya, Sn.Fatih Öcal’a, Sn. Gürol Güncan’a, Sn. Sevil Bölgen’e , ismini hatırlayamadığım onlarca çalışanımıza sportif hedeflerinin yanı sıra bu kurumsal yapıya da direnç göstermeden uyum sağlayan Sn. Ali Gültiken başta olmak üzere sportif kadrolara çok teşekkür ederiz.

Bugünün değil geleceğin Göztepe’sini yaratmak için, birilerine muhtaç değil kendi kendine yeten Göztepe için, sıradan değil farklı bir kulüp yaratmak için yapılan çalışmaların her zaman en büyük destekçisi GÖZTEPE taraftarıdır. Kendisine açıkça aktarılan her projeye sahip çıkıp onu gerçekleştirmekte bizim birinci görevimizdir.

Her Şey Tek Büyük Göztepe İçin

 

Ziyaretçiler

mod_vvisit_counterBugün46
mod_vvisit_counterDün49
mod_vvisit_counterBu Hafta46
mod_vvisit_counterBu Ay1374
mod_vvisit_counterTüm Zamanlar128790
Bu Sayaç 19 Ocak 2010 tarihinden itibaren uygulamaya alınmıştır.